ŞEBİNKARAHİSAR’IN GELECEĞİ TARIMDA SAKLI… AMA GÖREN VE GÖSTEREN VAR MI?
Şebinkarahisar’ın toprağı bereketli…
Dağı bereketli…
Yaylası bereketli…
Irmakları akıyor
İnsanı üretken…
Ama bugün dönüp baktığımızda hâlâ şu soruyu soruyoruz ?
Bu kadar büyük potansiyele rağmen neden hâlâ gerçek anlamda bir tarım ve yöresel ürün markası olamadık?
Çünkü mesele sadece üretmek değil…
Mesele, üretimi yönetecek aklı, vizyonu ve organizasyonu ortaya koyabilmektir.
Bugün Şebinkarahisar’da
Pestil var…
Köme var…
Karadut var…
Dut var
Bal var…
Ceviz var…
Fırın kurusu var…
Peynir var…
Çökelek var…
Buğday var
Endemik bitkiler var
Yayla kültürü var…
Yani Anadolu’nun bugün en çok aradığı doğal üretim altyapısı bizde zaten hazır.
Türkiye artık katkısız, doğal, yöresel ve hikâyesi olan ürünlerin peşinde koşuyor.
Market raflarında “köy ürünü” etiketiyle satılan ürünlerin nasıl büyük ekonomik değere dönüştüğünü herkes görüyor.
Peki Şebinkarahisar neden hâlâ bu yarışta istediği yerde değil?
Çünkü yıllardır küçük düşünüyoruz.
Çünkü üretimi sadece tarlada başlayan bir iş sanıyoruz.
Oysa artık tarım,
SANAYİDİR,
TURİZMDİR,
TİCARETTİR,
MARKADIR,
İHRACATTIR.
Bugün Şebinkarahisar’da kendi imkânlarıyla mücadele eden girişimci insanlar var.
Pestil üreten…
Kömeyi markalaştırmaya çalışan…
Fuarlara katılan…
Şehir dışında pazar arayan…
Yeni ürün geliştiren işletmeler var.
Aslında onlar memleketin geleceğini temsil ediyor.
Ama gerçek şu ki
bu insanlar çoğu zaman yalnız bırakılıyor.
Tam burada devreye girmesi gereken kurum ise Ziraat Odası’dır.
Çünkü modern bir Ziraat Odası artık yalnızca çiftçi belgesi veren bir yapı olamaz.
BAŞARILI BİR ZİRAAT ODASI....
ÜRETİCİYİ EĞİTEN,
YATIRIMCIYI YÖNLENDİREN,
FUAR ORGANİZASYONU YAPAN,
MARKALAŞMA SÜRECİNİ YÖNETEN,
PROJELER HAZIRLAYAN,
KOOPERATİFLEŞMEYİ GELİŞTİREN,
TARIM SANAYİSİNİ BÜYÜTEN BİR MERKEZ OLMAK ZORUNDADIR.
Önce bölgenin tarım haritasını çıkarır.
Hangi köyde hangi ürün verimli?
Hangi ürün marka olabilir?
Nerede hayvancılık gelişir?
Hangi ürün para kazandırır?
Hangi alan boş duruyor?
Bunları bilmeden tarım yönetilemez.
Sonra “Şebinkarahisar Tarım Master Planı” hazırlanır.
Böylece herkes rastgele değil, planlı üretime geçer.
Bugün insanlar sadece ürün almıyor…
Hikâye satın alıyor.
Şebinkarahisar’ın hikâyesi ise çok güçlü.
Bu memleket yalnızca üretim değil,yayla turizmi, gastronomi turizmi ve doğal yaşam kültürü açısından da büyük potansiyele sahip.
Peki neden hâlâ gerçek anlamda bir “ŞEBİNKARAHİSAR YÖRESEL ÜRÜNLER TANITIM GÜNLERİ” yok?
Ama öyle klasik bir etkinlik ve festival değil…
Sadece horon oynanan, stant kurulan, birkaç konuşma yapılan organizasyonlardan bahsetmiyorum.
Şebinkarahisar’ın ihtiyacı olan şey
TARIM ZİRVELERİ,
GASTRONOMİ GÜNLERİ,
YATIRIM TOPLANTILARI,
ÜRETİCİ FUARLARI,
KOOPERATİF BULUŞMALARI,
SEMİNERLER,
ÇALIŞTAYLAR,
İHRACAT PANELLERİDİR.
Türkiye’nin market zincirleri gelmeli…
E-ticaret firmaları gelmeli…
Tarım uzmanları gelmeli…
Yatırımcılar gelmeli…
Şefler ve gastronomi yazarları gelmeli…
Çünkü Şebinkarahisar artık sadece kendi içinde konuşmamalı.
Türkiye’ye açılmalı.
Hayvancılık tarafında da tablo farklı değil.
Mera var…
Yayla var…
Doğal otlak var…
Ama yeterli planlama yok.
Başarılı bir tarım vizyonu,
yem bitkisi üretimini artırır,
süt toplama merkezleri kurar,
modern ahır projeleri geliştirir,
et ve süt kooperatifleri oluşturur.
En önemlisi de memlekete umut verir.
Çünkü bugün insanların beklediği yalnızca destek değil…
Kendilerini yeniden heyecanlandıracak büyük bir hedeftir.
Şimdi asıl soru şu
Yıllardır konuşulan bu projelerin hangisi hayata geçti?
Hangi konuda somut bir yol haritası hazırlandı?
Şebinkarahisar’ın tarım geleceği için hangi büyük hedef ortaya kondu?
Bunlara cevap verecek yer kişiler değil, sorumlu kurumlardır.
Kamuoyu artık fotoğraf değil, proje görmek istiyor.
Slogan değil, vizyon görmek istiyor.
Günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir anlayış görmek istiyor.
Çünkü Şebinkarahisar yalnızca geçmişiyle övünecek bir memleket değildir.
Doğru yönetilirse geleceğin üretim, tarım ve yöresel kalkınma merkezlerinden biri olabilir.
Yeter ki cesur düşünen, büyük hedef koyan ve üreticiyi ayağa kaldıracak bir vizyon ortaya konsun.
ATILIM VE DÖNÜŞÜM GEREKLİ
Yıllar evvel gündeme getirdiğim ve her fırsatta teşvik ettiğim “Şebinkarahisar Yöresel Ürünler Tanıtım Günleri” fikri ne yazık ki aradan geçen zamana rağmen hâlâ gerçek anlamda hayata geçirilemedi.
Oysa bugün görüyoruz ki dünya artık tarımın, doğal üretimin ve gıdanın ne kadar stratejik hale geldiğini yeniden konuşuyor.
Böyle bir dönemde Şebinkarahisar gibi güçlü bir üretim potansiyeline sahip bir bölgenin hâlâ ortak bir vizyon etrafında buluşturulamaması düşündürücüdür.
Bu konuyu gündemde tutması gereken kurum ise başta Ziraat Odası’dır. Çünkü çiftçiye, üreticiye ve kırsal kalkınmaya sahip çıkması gereken en önemli yapılardan biri odur.
Üreticiyi yönlendiren, organizasyon yapan, yatırımcı ile üreticiyi buluşturan, tanıtım faaliyetlerini sahiplenen bir anlayış artık zorunluluk haline gelmiştir.
İnşallah yeni dönemde bu çağrıya kulak verilir ve Şebinkarahisar’ın yöresel ürün potansiyeli hak ettiği değeri görür.
Ancak açık konuşmak gerekirse, bugün gelinen noktada bunu beklemek konusunda çok umutlu olmak da kolay değil. Çünkü iletişim anlamında ulaşılması bile oldukça zor olan bir kurum görüntüsü, kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturmaktadır.
Oysa memleketin artık sessizliğe değil, üreticinin sesini duyan, sahaya inen ve vizyon ortaya koyan kurumlara ihtiyacı vardır.
İŞTE VİZYON BUDUR
Örneğin her yıl binlerce insanın ziyaret ettiği Giresun Tanıtım Günleri, Şebinkarahisar adına tarım ve yöresel ürünlerin tanıtımı için çok güçlü bir fırsata dönüştürülebilirdi.
Ziraat Odası öncülüğünde oluşturulacak bir heyetle, üreticiler, kadın kooperatifleri ve girişimciler ortak bir organizasyon çatısı altında bir araya getirilebilirdi.
Tamzara dokuması yapan kadın kooperatifleri…
Şebinkarahisar Köme Pestil gibi marka olmaya çalışan işletmeler…
Bal, ceviz, dut ürünleri üreten çiftçiler…
Yöresel ürünlerini tanıtmak isteyen küçük üreticiler…
Tek tek mücadele etmek yerine ortak bir stant ve ortak bir vizyon altında buluşturulabilirdi.
Böylece yalnızca ürün satışı değil
Şebinkarahisar’ın tarım gücü, üretim kültürü ve ekonomik potansiyeli de Türkiye’ye anlatılmış olurdu.
Üstelik bu organizasyonlar sadece birkaç günlük etkinlik değildir.
Yeni pazarlar, yeni müşteriler, yeni yatırımcılar ve yeni ticari bağlantılar demektir.
Asıl görev de tam burada başlıyor.
Katılmak isteyen üreticiyi organize etmek…
Cesaretlendirmek…
Sahip çıkmak…
Ortak hareket kültürü oluşturmak…
İşte modern bir Ziraat Odası’nın yapması gereken vizyon tam olarak budur.
SADİ TOYGAR
Etiketler : ŞEBİNKARAHİSAR’IN GELECEĞİ TARIMDA SAKLI…
